Sezon başında hergün gazetelere yeni fotoğraflar düşüyordu. Orduspor Almanya'nın bilmem ne takımından şu futbolcuyu aldı. Orduspor Hollada liginde yılın oyuncusu seçilmiş olan futbolcuyu 5 yıllığına renklerine kattı.
Gelen her futbolcu ile başkanımızın imza törenlerinde çekilmiş fotoları boy boy gözümüzün içine sokuluyordu. Peki, bu adamlar şimdi nerede? Orduspor'a bu sezon ne kattılar. O şatafatlı imza törenleriyle taraftarının gözünün içine sokulan, Orduspor'un geleceği denilen adamlar ne yapmakta biraz olsun irdeleyelim...




Soner Sitar




Almanya'dan transfer ettiğimiz, daha sonra Ofspor'a kiralık olarak gönderdiğimiz arkadaş Ofspor'da sadece 1 resmi maçta ilk 18'e girebilmiş. Genç milli takımlarda görev yapmış bu arkadaşımız Ofspor'da bile forma şansı bulamamış. Sakatmıdır değilmidir orası bilgim dahilinde değil.

Tanju Şahin

Hollanda 2. liginden kadromuza dahil ettik Tanju'yu. Hollanda 2. liginde 3 yıl üst üste yılın orta saha oyuncusu seçilmiş. Umutlandık. Bizde en iyisi olmasada takımda iş yapar dedik. Tanju sezon başından beri birkaç türkiye kupası maçı haricinde takımda yer almadı. A2'de 3 4 maça çıktı o kadar. 22 yaşındaki bu arkadaşla 5 yıllık sözleşme yaptık. İlerleyen zamanlarda Orduspor'a ne gibi bir katkısı olur muamma...

Buğrahan Aral




Sezon başında Almanya'nın Karlshure takımından 3 yıllığına Orduspor'a kazandırılan Buğrahan, ilk yarı boyunca A takımda 1 dakika bile görev alamadı. Ayrıca A2 takımında sadece Gençlerbirliğine karşı bir maçta yer almış. Transfer edildiği vakitler çok iyi bir solbek olduğu, sol tarafımızdaki sıkıntıyı gidereceğini duymuştuk. Solbekte Hüsamettin'in elinden formayı alır bile demiştik ama ne yazıkki sadece bir temenniden ibaret kaldı beklentilerimiz.

Alperen Sipahi

Almanya'da yetişen ve gençler, yıldızlar ve PAF Niederrheinliga liginde gol krallığını kimseye bırakmayan(!) Alperen ile sezon başında 2+3 yıl için anlaştık. Taa Alamanyalardan bulup getirdiğimiz 23 yaşındaki genç adamı Ofspor'a kiralık olarak gönderdik. Orduspor'un gelecek için umutlu olduğu futbolculardan Alperen Ofspor'da genelde yedek olarak ilk 18 yer almış ve şimdiye kadar oynadığı maçlarda sadece 1 gol atabilmiş.

Fatih Gürel

Sezon başında 3 yıllık sözleşme imzaladığımız Fatih Gürel'in ne tff'de ne başka bir yerde izine rastlayamadım. Nedim başkan'ın imza töreninde çok umutlu olduğunu söylediği Fatih sanırım daha sonra gönderildi.

...

Mustafa Öz, Erdem Coşar, Serkan Yılmaz, Muharrem Öztürk
yurt dışından gelen diğer gurbetçilerimiz. Kendilerini sadece imza töreninde gördük. Fakat ne tff'de ne de başka bir yerde Orduspor ile bağları olduğunu gösteren herhangi birşey yok.

...

Gel gelelim işin asıl boyutuna. Sezon başında bu arkadaşlar önümüze birer yıldız adayı olarak altın tepside sunuldu. Hangimiz düşünürdüki içlerinden bir tanesi bile bize katkı sağlayamasın, bir gram faydası geçmesin takıma. Merak ettiğim konu ise bu arkadaşları kim buldu? Sayın Nedim Türkmen kimlerin referansı ile bu isimleri Orduspor bünyesine kattı.

Umarım bundan sonra yurt dışından getirilecek gurbetçiler daha fazla araştırılır.
Bu kadar analiz yaptıktan sonra Taner Arı'nın geleceğinden de şüphe etmeye başladım. Umarım yönetim en azından Taner'de doğru bir iş yapmış olsun.
Bekleyelim, görelim...

RocknRolla (2009)

by Akinjiss | 19:27 in , | yorum (0)

Uzun zamandır film tavsiye etmiyordum.
Rocknrolla. İzlenmesi gereken çok güzel bir film. 2009 yapımı ; aksiyon, suç ve komedinin çok iyi harmanlandığı bir film. Filmin konusundan bahsetmeyi sevmiyorum o yüzden detaylara girmeyeceğim.
Güzel film, izleyin derim :)



İyi seyirler...

Gam Kenarı

by Akinjiss | 04:48 in | yorum (0)

Acının dağlandığı anlar vardır…
Aramaya gerek yok, o gelir bulur…
Beraber gidilen bir lokantanın kapanması bile üzüntüdür…
Veyahut lokantanın yerine dükkânı çiçekçinin tutması…
Gözyaşından çorba olmaz ama…
Dilin, damağın yanar tuzdan…
Soğutamazsın…
Zamansız, kırmızı bir toka çıkar nereye saklanmışsa…
Saçı toplasın diyedir küçük canavarın dişleri…
Ve fakat dağıtıp ısırır, acıyan ne varsa…
Yaşananları…
Yaşanmak için sıraya girmiş ihtimalleri…
Yapılmayanları…
Sadece erkek olduğum için koridor tarafına oturmak durumunda kaldığım, yani gam kenarının yine bana düştüğü, bir otobüs yolculuğumuz olmadı hiç uzaklara…
Sen benim omzumda uyuya kalmadın hareket halindeyken…
Biz durduk…
Durdurduk…
Gidebilirdik oysa…


Kimseden gizlenmemiş, sadece bizi gizleyen bir tatile belki…
Bir akraba düğününde dans etmedik meraklı akbaba bakışları altında mesela…
Çok severdim yatakta kahvaltıyı ama, buna uygun bir tepsimiz bile olmadı…
Alabilirdik… Biraz daha bekleseydik…
Zamanın dövdüğü bir hüzün ustasıyım ben…
Kelimelerim tuğla tuğla...
Her satırbaşında turuncu intihar hissi...
Aklım, dilim, cümlelerim hep geçmişte…
Geçmiş geçmiş de…
Ben geçemiyorum ki…
Bazen duruyorum yürüdüğümüz bir yerde…
Ayaklarımız diyorum, bir ara aynı anda buradaydı…
Beraber bastık bu toprağa…
Sahi var mıdır o günden bugüne kalan bir toprak zerreciği?
Tuhaf tutsaklığımın, her şeyden sen çıkarışımın şahidi kalmış mıdır etrafta?
Bu bardaktan su içmişti…
Bu sandalyede oturmuştu…
Bu bankanın önünde buluşmuştuk ilk kez…
Hiç gözümün önünden gitmiyor, çimlerin üstüne denk gelmiş tavla maçımız…
Elimizde soğumuş kahveler, tadı bizden önce kaçmış kekimiz…
Ve ikimiz de aynı anda mars olduk kıra kıra birbirimizi…
Bir Allah'ın pulu durduramadı bizi...
***
Gidişine türlü anlamlar yükledim…
İstesem kalırdın…
İstesen kalırdın…
Gözyaşımdan düğümler attım açılması zor olsun diye umudun…
Ama sevdim yine de…
Seninle alakalı ne varsa sevmeye devam ettim…
Son buluşmamızı sevdim…
Tam giderken, beni elimden tutup çeken seni sevdim…
Sarılmamızı sevdim…
Arkama dönüp bakamamayı…
Bizim oturduğumuz masada oturan mutlu çifti sevdim nargilecide…
Ne olur hep böyle kalın dedim… Ne olur…
Bir yıldönümü gününde, engel olamadım kendime yoldan döndüm...
Sen olmasan da sana giden yoldaydım, hatta birazdan evinin önünde…
Ağlayarak söndürdüm yeni yasımın mumlarını…
Kutlu olmadı ama!..

***
Biliyorum biz geçtik sevgilim…
Bizden geçti…
Başka hayatların insanlarıyız artık…
Başka umutların…
Başka adam…
Başka kadınların…
Tamam da, silebilir misin yaşadıklarını?
Boyayabilir misin siyahla neşeli günlerimizi?
Çıkarıp yüreğimi, kanımın söndürdüğü ateşlere atabilir misin, yangında ilk kurtarılacakken…
Yıllar sonrasına yatırılmış acılarımız var artık karanlık mahzenlerde…
Beklenmedik bir karşılaşma anında…
Bir havaalanında…
Bir tesadüfler garında...
Bir kafede…
Ya da sinema çıkışında kim bilir..
Birbirine bakan şaşkın gözler…
Belki evlenilmiştir, belki çoluk çocuk duvarı örülmüş, anıların üstüne beton dökülmüştür…
Işık mı en hızlıdır, ses mi kıyasında; açık farkla galip gelir o anda, hiç hesapta yokken acı…
Acı hızlıdır acı…
Yaşananlar bir çırpıda, dirhem dirhem koparır etini…
Ama ne çare; gurur engel olur…
Giyilen sahte mutluluk elbisesinin düğmeleridir tebessüm…
Boğazın düğümlenir…
Soğuk bir merhabadır dildeki…
Ama öpmek, içine çekmek istersin dudaklarından hasretini…
"Devam etseydik, tüketseydik bu kadar güzel olur muydu" gözlerinde birikir...
“Neden yok ettik birbirimizi” ağzına gelir…
Susarsın, öfken hükmen mağlup olur sevdana…
Üşürsün…
Çok üşürsün…
Gidene, kalana, mizahı olmayan haline üşürsün…
Öyle ki…
"Karda donmak üzeresin(dir)…
Uyumak tatlı geliyor(dur) ama…
Sen öldüğünün farkında değilsin(dir)" *

Nazım Hikmet - Mutluluğun Resmi

...

sen, mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren
melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne
mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
ne de
al çeperli elmanın

1961 yaz ortasındaki küba`nın resmini yapabilir misin?

çok şükür, çok şükür
bugünleri de gördüm
ölsem gam yemem gayrinin
resmini yapabilir misin üstad?

...

Abidin Dino'nun resimle değil, şiirle Nazım Hikmet'e verdiği cevap...


kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varna`nın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler..
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
ve dolaşsaydık Türkiye`yi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.

işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tual yeterdi;
ne boya..

Abidin Dino

...

Yüreği güzel insanlar özledik sizleri.

2006 yılında çıkılan yolda 4 senelik süreçte çok iyi şeyler yaptı Akıncılar. Bana göre Ordu'nun sistemli ilk taraftar grubu olan Akıncılar 9 Ocak günü Derneğini faaliyete geçirecek.

2006 yılında Fidangör ile yola çıkan grubun ana tayfası daha sonra bu gruptan ayrılarak Mor&Beyaz 1967 grubunu kurup aynı hevesle yoluna devam etti. Benim grupla tanışmam bu zamanlara denk geldi.

Fidangör'den kopuşun ardından alel acele kurulan grubun ismi daha sonra Akıncılar olarak değiştirildi ve bugüne kadar hem içerde hem dışarda yaptıklarıyla örnek teşkil ederek günümüze kadar geldi.



Cüneyt ve Beytullah Başkan'ın kişisel çabalarıyla ne yönetimden ne de başka bir kurumdan 5 kuruş yardım almadan, 2 3 istisna dışında bütün deplasmanlara kendi imkanlarıyla giden, beleş bilet almadan takımına destek veren Akıncılar bu geçen süre zarfında taraflı tarafsız herkesin ssempatisini kazandı ve ilk günden bugüne gün geçtikçe çok daha iyi bir konuma geldi.

Akıncılar taraftar grubu bu sezon başında İstanbul Taraftar Oluşumumuz ORTAD ile el birliği yaparak güçlerini birleştirdi. Ortad Akıncılar el birliği ile gün geçtikçe Ordu tribünleri çok daha iyi konuma gelecek. Ortad ile yapılan birleşimden sonra Ordu'da dernek açmak için girişimler başladı. Sezon başlayan bu girişim bu hafta sonu yapılacak olan açılışla beraber taçlanacak.



Ordu'da daha önce açılan taraftar dernekleri mevcut. Fakat bizim derneğimiz bence bir ilk. Çünkü adı taraftar derneği olan bu derneklerin malesef ne içerdeki maçlarımızda ne de dışardaki maçlarımızda takıma destek açısından her hangi bir fonksiyonu bulunmuyor. Bir bakıma Çay Ocağı yada Kahvehane hizmeti veren bu yerler ile Akıncılar Derneğini bir kefeye koymak saçmalık olur.



Cüneyt ve Beytullah abiyi tebrik ediyorum. Umarım Dernekle beraber Akıncılar çok daha iyi yerlere gelip, Orduspor'umuz için itici bir güç olmaya devam eder. Ordu'da yaşayan Orduspor sevdalı genç arkadaşlarımı bu gruba ve derneğe sahip çıkmaya davet ediyorum. Ordu'nun tek takımı var. Orduspor'umuz için gereken özveriyi gösterelim.

TARİH:9 OCAK 2010 CUMARTESİ
SAAT:13.00
YER:DÜZ MAHALLE YILDIRIM CAD NO:22/4 ORDU
(MERKEZ PTT ARKASI 3 NOTER ÜSTÜ)

Açılışa Bütün taraftarlımız davetlidir. Hayırlı olsun.

Pele Erol

by Akinjiss | 21:20 in , , | yorum (0)

Pele Erol'un futbol oynadığı zamanları hatırlamıyorum ne yazıkki. Ama hakkında çok şey biliyorum. Babamdan, amcamdan dinlediklerim yeterde artar. Orduspor'un efsane zamanlarının önde gelen futbolcularından birisi Pele Erol.





Erol Amcamız tamı tamamına 650 maçta forma giymesine ve defans oyuncusu olmasına rağmen tek bir maçta ne bir sarı kart, ne de kırmızı kart görmüştür. 17 yaşında Ordusppor'da başladığı futbol hayatını, çok iyi teklifler gelmesine rağmen yine Orduspor'da noktalamıştır.

Galatasarayla oynayacağımız maç öncesi 33 yıl önceki güzel zamanlarımızda Galatasaray'ı 3-0 mağlup ettiğimiz maç hakkında çok şey konuşuluyor. Medya'da o günkü maçta kadroda yer alan Pele Erol ile ufak bir röpörtaj yapmış. CHA'nın söyleşi yaptığı Pele Erol o gün neler yaşandı, neler oldu anlatmış.





Erol Aydoğdu'nun röpörtajından sadece bir kısmı alıntı yapıp paylaşmak istiyorum.

Türkiye Kupası'nda o zaman iki maç oynandığını aktaran Pele Erol, "İlk maç Ordu'da bizim sahamızda oynanacaktı. Kentte büyük bir heyecan vardı, bayram havası yaşanıyordu. Biz maça ciddiyetle hazırlandık. Ömer, Erdoğan, Salih, Güven, Turgay, Seçkin, Cihan, Tuna, Orhan, İsmail ve benim olduğum kadromuz maça bu takıma yenilmeyeceğiz ilkesiyle çıktık. Nitekim ilk maç golsüz berabere bitti. Bunun üzerine o zamanın gazeteleri Galatasaray işi kolaya aldı, gibi başlıklar atarak çıktı. Hatta o zaman spor sayfalarında da karikatürler oluyordu. O karikatürlerin birin de Galatasaray karşısında Orduspor aciz olarak gösteriliyordu." dedi.

Bu küçümseyen yazıların da kendilerini hırslandırdığını aktaran Pele Erol, "Aslında böyle olmamalı, saha bir mücadele alanı kim daha iyi mücadele ederse onun hakkı kazanmak. İstanbul'daki ikinci maça bu hava ile çıktık. Stad tıktık tıklım doluydu çok az 50 kişi kadar Orduspor taraftarı vardı. İlk yarıyı 1-0 yenik kapattık. Ancak devre arasında birbirimize kenetlendik. Hocamızın da çocuklar size güveniyorum çıkın kendiniz gösterin sözleri ile sahaya çıktık. İkinci yarı bulduğumuz bir golle beraberliği yakaladık. O zaman karşı sahada atılan bir gol iki gol sayıldığı için Galatasaray'ı eleyerek yarı finale çıktık. Bu günün parası ile 450 Lira Galatasaray'ı eleme prim aldık. Ordu'ya geldiğimiz ise herkes bizi sevgiyle karşılıyor ayakkabıcı olan ayakkabı tuhafiyeci olan gömlek kravat hediye ediyordu. İlk maç sonunda bizi küçümser ifadeler atan gazeteler ise Galatasaray Ordu karşısında fos çıktı gibi başlıklar ile çıktı." diye konuştu.

10 Ocak'ta Türkiye Kupası grup ilk maçında Ordu'da Galatasaray ile karşılaşacağız. Uzun bir dönem sonra bir Süper Lig takımıyla karşılaşacak olmamıza rağmen bunu blogta hiç dile getirmedim.

Çünkü benim için bu karşılaşmanın herhangi bir karşılaşmadan farkı yok. Ordu'da binlerce kişi ağzında salyalarla 10 Ocak'ı beklemekte. Ordu'da Gs sempatizanı kişilerin sayısı azımsanacak kadar az değil. Hem Ordusporluyuz hemde Galatasaraylıyız diyen topluluk. Tribünde o gün istenmeyen şeyler yaşanacaktır. İstenmeyen bişey yaşanması durumunda hiç de üzülmeyeceğim, neden yapıldı demeyeceğim. Ordu'da yavaş yavaş bişeylerin farkına varılması lazım.

Çift takım tutan ikizlere diyeceğim bişey yok. Ama sadece Orduspor'u destekleyen, maç boyunca sesi kısılıncaya kadar bağıran taraftara bu ikizlerin saygı göstermesi lazım. Stada deplasman tribünü hariç Gs ürünü ile girmeye çalışan kişilere verilecek olan tepkilere yada yapılacaklara karşısında vijdanım çok rahat.

Gel gelelim işin özüne. Biz bunları dile getirirken yönetimimiz çıkıyor ve saçma sapan bir şey yaparak hem kendi taraftarını hem de Orduspor kulübünü küçük düşürüyor.
Bu kupa maçı için tamamen ekonomik nedenlerden dolayı bir atkı yaptırılıyor. Atkı'ya maç tarihi, Gs ve Orduspor'umuzun adı Mor Beyaz renkler ile işleniyor.



Dedim ya Ordu'da bir çok kişi ağzında salyalar ile 10 ocak'ı bekliyor diye, bu atkı o ağzında salya ile bekleyenler için yapılmış bir atkı. Yönetimimiz 3 5 kuruş maddi gelir elde etmek için bir takımın taraftarını, Orduspor ismini bu şekilde küçük düşürebiliyor. Bizim beyinlerimizden geçen Tek Büyük ORDUSPOR, sadece ORDUSPOR seslerine yönetimimiz bu şekilde cevap veriyor. Tek diyebileceğim yönetimin gerçekleştirdiği güzel şeyleri böylesine basit bir hamle ile yerle bir etmesi...

Endüstriyel futbol. Ekonomi futbol için önemli hatta futbolu yürüten ana değer. Ama ekonomik değerlerden daha önemli olan şeyler var. Çok daha önemli şeyler var. Biz herşeyimizle bu sınavdan güçlü olarak ayrılmanın yarışındayken kendi yönetimimiz bizi küçük düşürüyor ve deyim yerindeyse bir kenara atıyor.

Ordulu ikizler için güzel bir ürün. Güle güle kullansınlar. Ürünü almayacağım. Umarım bu değerlerin farkında olan kişiler çok daha fazladır. Umarım yönetimin bizi kepaze ettiği son faaliyeti olur.

Yeni Transferler

by Akinjiss | 01:12 in , , | yorum (0)

Berbat geçen bir ilk yarı. Orduspor hakkında uzun zamandır yazmıyorum. İlk yarıdaki hayal kırıklığı bunda etken olsa gerek.

Devre arası transfer dönemine hızlı girdik. 2. devre takımızın başında Ahmet Akçan görev alacak. Yapılan transferler ne denli faydalı olacak şuanda kestiremeyiz ama ilk yarıdaki berbat futboldan sonra 2. yarıya daha umutlu bakmak istiyoruz.

Kocaelispor'dan Musa KUŞ ile 1 yıllık,Konyaspor'dan Alper KALEMCİ ile 5 yıllık,Boluspor'dan Bilal TÜRKGÜLER ile 1 buçuk yıllık,Ofspor'dan Numan ÇÜRÜKSU ile 3 ve Gana'dan Süleymane ile 1 buçuk yıllık sözleşme imzaladık.

Ufak ufak yeni transferler hakkında ve beklentiler hakkında karalayalım birşeyler...

Murat Akyüz, sağ bek'e iyi olacak. En azından bu bölgede müslim alternatifsiz değil artık. Müslim'i solda veya ön libero olarakta kullanabilir Ahmet Hoca.

Bilal Türkgüler, orta sahada her ne kadar Rıza ve İrfan gibi yaratıcı futbolculara sahip olsakta o bölgede sorunumuz var. Rıza ve İrfan fiziki olarak o bölgede kayboluyorlar. Bilal orda biraz daha diri duracaktır. Bolu'da geçen sene sergilediği performansı sergilerse bizim en iyi transferimiz diyebiliriz.



Numan Çürüksu, kimseyi tatmin eden bir transfer gibi gözükmüyor ama bence Hakan Macit gibi çıkabilir. Sene başında giresun almaya çalışmış ofspor bırakmamış. Bir ara Boluspor'da almak için uğraş göstermiş. Boş beleş bir adam olduğunu düşünmüyorum. Umarım Hakan gibi çıkar ve faydalanırız.

Alper Kalemci, genç bir isim. Direk A takım için alınan bir isim değil. Yönetimin de A takım için bir beklentisinin olduğunu düşünmüyorum. Tek hataları direk oynayabilecek bir futbolcu olarak lanse etmeleri. Genç Milli takımlardaki performansı ve hakkında yazılanlar umut verici. Umarım eline geçen şansı değerlendirir.

Musa Kuş, 1 2 yıllık kötü performansdan sonra bizde. Son oynadığı takımların taraftarları illahlah demiş. Papaz oyuncu olarak nitelendiriliyor. Bence Musa'nın üst liglerde eline geçen son şans. Orduspor'da da başarısız olursa ya futbolu bırakır ya da alt liglere doğru yol alır. Benim umudum var. Çıkmamış candan ümit kesilmez misali Musa'da eline geçen belkide son şansı değerlendirmek isteyecektir. Mehmet Ayaz'dan daha sönük bir performans göstereceğini düşünmüyorum.

İbrahim Sülaymane, 2. ganalımız hoş geldi, sefa geldi. Videolardan izlediğim kadarıyla Sukaj2dan kötü değil. Zaten yer yüzünde Sukaj'dan daha kötü olan futbolcuları bulmak için bayağı çaba sarfetmek lazım. En büyük şansı 2 senedir Ordu'da olan Jerry. Yabancılık çekmeyecek. Bu transferde Jerry'ninde etkisinin olduğunu düşünüyorum. Jerry'nin referansi ile geldiği kesin. Süleymane'den umutluyum. İşallah yüzümüzü güldürecek.


...

Gelelim transfer döneminin bundan sonraki adımlarına. Hala eksiklerimiz var. Ama sağlam bir santrafora daha ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Şuan elimizde bulunan Yunus'u ancak 3. alternatif olarak görüyorum. Direk oynayabilecek oyuna etki edebilecek bir isime daha ihtiyacımız var. Adana Demir'de Ordulu Tayfun Özkan düşünebilir. Geçen seneki ve bu seneki performansı göz kamaştırıcı. Gelmesini isterim.

Volkan Arslan deniliyor. Ankaragücünde şuanda. Ama gelirse sevinirim. Kimse papaz falan demesin, yarım devre izlediğimiz Fatih Şen'den daha kötü olamaz heralde...

Ali Sakal hala boşta. Maç başına sezon sonuna kadar anlaşılabilir. Faydalı olacağını düşünüyorum.

...

2. yarıya umutla bakmak istiyoruz.

Küçük, doğal bir o kadar güzel bir yarımada... Yason Burnu, Ordu merkeze 35 km uzaklıkta Perşembe ilçesinde yer almakta. Yarımada üzerinde yine Yason adında bir kilise bulunmakta. Kilise yakın zamanda resterasyondan geçip turizme kazandırılmıştır.
Şuanda bir kırkahvesi ve kamp alanı yarımada üzerinde bulunmaktadır.





Güneşin denizin içine gömülüşünü izleyeceğiniz ender mekanlardan birisidir Yason. O manzaraya takık olmak, gerçekten ayrı bir zevktir.





Yason adı, Argonotlar'la beraber burada karaya çıkan Yason’dan kalmıştır. Burunun alt tarafında 'Panaya' adında eski manastır/kilise vardır. Çaytepe-Çaka sınırları içinde olan yarımada üzerindeki kilisenin adı Jason's Church diye de bilinir.Bu kilise, 1868`de yörede yaşayan Rumlar ve Gürcüler tarafından yaptırılmış olup, mimarisi gayet özelliklidir. Yason burnu, esasen çok eski bir yerleşim yeridir. M.S. 3. yüzyılda Hıristiyanlar, Giresun`da İsa’nın doğumunu kutladıktan sonra buraya gelerek 'Işıklar Bayramına' katılırlarmış.

Bu yarımada, Aronauts'ların İason önderliğinde Altın Post'u arama hikayelerinin anlatıldığı Argonautica Efsanesiyle de ünlüdür. Bu efsanenin kahramanları Truvalı olarak kabul edilirler.


Euro 2016

by Akinjiss | 18:38 in | yorum (0)

Bugünlerde Euro 2016 için seçilen veya seçilmeyen aday şehirlerimizin tartışması devam ediyor.

EURO 2016 için İstanbul'da Atatürk Olimpiyat Stadı ve yapımı devam eden Seyrantepe'deki Türk Telekom Arena, Kayseri'de Kadir Has Stadı'nın yanı sıra İzmir, Konya, Antalya, Bursa, Eskişehir ve Ankara'da yapılacak yeni statların şampiyonaya hazır hale getirileceği bildirildi. Tüm bu şehirlerin altyapı yatırımları tamamlanacak, özellikle ulaşım ve konaklama konusunda büyük yatırımlar yapılacak. Bu arada, Atatürk Olimpiyat Stadı'nın, üstü ve yanları kapatılarak, çevresel düzenlemesiyle birlikte şampiyonaya yeni haliyle hazır hale getirilecek. Bu kentlerin yanı sıra Adana, Şanlıurfa ve Trabzon da yedek şehirler olarak belirlendi.

İyi, hoş. Keşke biz alabilsek bu turnuvayı. Ne derecede üstesinden geliriz bilmiyorum ama bize en azından güzel statlar kazandıracağı kesin. Son yıllarda yapılmaya başlanan statlara yenileri eklenecektir.

Gel gelelim tartışmanın çıktığı noktaya. Şehirler, statlar belirlenip Uefa'ya bildirilmiş. Asıl mesele Karadeniz'den herhangi bir şehrin seçilmemiş olması. Doğru konuşmak gerekirse Samsun veya Trabzon seçilebilecek kentler fakat sadece Trabzon, yedek şehir olarak listede yer almış. Hangi kriterler göz önüne alındı ayrıntısını bilmiyorum ama koskoca Karadeniz'den 1 şehir olmalıydı.

Sonuç olarak şehirler bildirildi.
Belli bir tepki illaki verilecekti ki Trabzon'dan beklenen tepki geldi. Çok yaratıcı, güzel,espirinin çok iyi işlendiği bir tepki. Daha fazla konuşmaya gerek yok, fotoğraflar herşeyi anlatıyor...



Kız Kulesi Efsaneleri

by Akinjiss | 16:09 in , | yorum (0)

Kız Kulesi... Üsküdar sahilinden bakılınca insana değişik bir haz veren o güzel yapı. Hiç merak eden oldu mu acaba kim yaptı bu kaleyi, bizden önce hangi medeniyetler kullandı, hangi efsaneler yaşandı o küçük adada.

......

Kızkulesine ''Kızkulesi'' adı biz Türkler tarafından verilmiş. Kulenin tarihde kalan isimleri ise; Damalis ve Leandros. Kızkulesi ile adı geçen 2 tane popüler efsane var. Bunlardan ilki, mitolij bir hikaye. Mitoloji bizim kızkulesine kadar el atmış yani.

Hero ve Leandros adlı iki aşığın hazin öyküsünü dile
getiren bu efsaneye göre Hero, Afrodit Tapınağı’na bağlı bir rahibeydi ve aşk ona yasaktı.Kızkulesi’nde yaşayan Hero’ya aşık olan Leandros, yüzerek her gece yüzerek adaya gelir, ona aşkını fısıldamış. Gece karanlığında güzel rahibenin yaktığı ateş Leandros’a yol gösterirmiş. Ancak, fırtınalı bir gecede rüzgâr meşaleyi söndürmüş ve Leandros yolunu yitirerek karanlık sularda boğulmuş. Bunu öğrenen Hero da kendisini Boğaziçi’nin soğuk sularına atıvermiş…



Yunanlıların olur da bizim olmaz mı? İkinci efsane bizden. Efendim bizim Battal Gazi bu kuleyi basıyor ve tekfurun kızını, hazinelerini alarak Üsküdar kıyısındaki atına atlayıp hızla oradan kaçıyor. Atı Alan Üsküdar'ı geçti sözü bu olay üzerine ortaya çıkıyor, hakkaten güzel bir hikaye : )


..........

Kızkulesi ile ilgili diğer önemli bilgiler ise ;

Bu kule, Bizans döneminde gözlemeyiydi ve gelen geçen ticaret gemilerinin kontrolü burada gerçekleştirilirdi. İstanbul’dan, Sarayburnu önlerinden bu adaya da bir zincir çekiliydi, tıpkı Halic’e gerildiği gibi! Türkler İstanbul’u aldıktan sonra, eski kule yıktırılıp yerine yenisi, ahşap olarak yapılmış. 1719da bu kule yanınca, bina yeni baştan ve taştan inşa edilmiş. 18. yüzyıl sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa, 1755 yılında Sultan III. Osman tarafından bu kuleye hapsedilmiş. I. Mahmut’un saray kızlarağası Beşir’in de boynu, Kızkulesi’nin. dalgaların dövdüğü kayalıklarında vurulmuş. 1839 Tanzimat Fermanının ilanından sonraki
yıllarda bir süre karantina işlevi gören Kızkulesi, yakın zamanlara kadar deniz feneri görevi yaparken, günümüzde özellikle turistlere hizmet veren bir İstanbul güzelliği olarak hizmetini sürdürüyor. ---> Kaynak : Tarihin Arka Odası

Tarihte Bugün

by Akinjiss | 07:56 in | yorum (0)

Tarihte Bugün'e 17.12.2009 itibariyle başlıyoruz. Arada sırada günün anlam ve önemine uygun geçmişte günümüzün tarihinde yaşanan ilginç şeyleri hatırlatma, olayları anımsamakta fayda var diye düşündüm. Bayağı bi zamandır kafamda vardı aslında ama başlamak bugüne nasipmiş.

evet evendim Tarihte Bugün,

- 17/12/1979 Nazım Hikmet’in eseri olan ve koreografisi Arif Melikov tarafından yapılan Ferhat ile Şirin balesi, TRT'nin Sanat Dünyası adlı programından çıkarıldı.

- 17/12/1991 Türkiye'de ilk futbol cinayeti GS-BJK maçı sonrası gerçekleşti.

- 17/12/1996 Sedat Bucak'ın otomobilinde bulunan silahların Emniyet Müdürlüğü'ne ait olduğu belirlendi.

- 17/12/1998 Safranbolu kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi'ne alındı.

- 17/12/1980 Türkiye'nin Sidney Başkonsolosu Şarık Arıyak ve koruma polisi Enver Sever silahlı saldırı sonucu öldü. Saldırıyı Asala adlı Ermeni terör örgütü üstlendi.

...................


Ufaktan bir başlangıç oldu. Kimi zaman acı, unutmak istediğimiz şeyler, kimi zaman ise geçmişteki güzel şeyleri anacağız.

MOR BEYAZ

MOR BEYAZ

Blog Arşivi

BRUNO

BRUNO

ORDUSPOR

ORDUSPOR